İçinde yatan canavarı tanıyor musun? Ruhunun en karanlık köşesindeki en derin kuyunun dibinde yaşıyor. Karanlıkta gözlerinin parladığını görüyorsun, kalın hırıltısının ürkütücü tınısını duyuyorsun, içinde yanan ateşin yanık kokusunu alıyorsun. Canavar çok aç, öyle ki onun açlığı seni yavaşça ele geçiriyor. Canavar sevgiye aç, canavar nefrete aç; canavar özgürlüğe aç, canavar tutsaklığa aç; canavar aydınlığa aç, canavar karanlığa aç; canavar iyiliğe aç, canavar kötülüğe aç; canavar insanlara aç, canavar yalnızlığa aç; canavar neşeye aç, canavar kedere aç; canavar gülmeye aç, canavar ağlamaya aç. Canavar açlıktan ölmek üzere. Canavar hiçbir şeyden tatmin olmuyor, onu bir türlü tatmin edemiyorsun. Ruhunun en karanlık köşesindeki en derin kuyunun dibindeki evinin onun zindanı olduğunu düşünüyorsun ve o zindandan asla çıkamayacağına inanıyorsun.
Yanılıyorsun.
O canavarı tanıyor musun? Onun kudretinden haberdar mısın? Orası onun zindanı mı yoksa asıl zindanda olan sen misin ve o canavar da senin koğuş arkadaşın mı? Aynı zindanın içindeyseniz canavarın kuyusundan çıkıp yanına gelmesi sence ne kadar sürecek? Onun kudretinden haberdar mısın? Sence seni ne kadar sürede parçalara ayırabilir?
O canavar çok aç, bu açlığı seninle bastıracak. Sahip olduğun her şey, iyi ve kötü olan her şey, onun yemeği olacak. Onun bu anın hayaliyle yaşadığına yemin edebilirim. Peki sen bu anın korkusuyla yaşıyor musun? Karanlıkta gözleri parlayan, sivri köpek dişleri sana göz kırpan bu canavarın aklından geçenleri bilmen mümkün mü? Bu bilinmezlik seni korkutan şey. O canavar içinde yaşıyor, ruhunda derin bir kuyunun dibinde ve onun varlığının orada olduğunu biliyorsun. Geri kalan her şey kocaman bir karanlık. O canavarı tanıyor musun? Tanıyorsan ondan niçin korkuyorsun, tanımıyorsan tanımadığın bir şeyden neden korkuyorsun? Onun varlığını düşündüğünde vücudunda bir karıncalanma, içinde bir ürperti hissediyorsun. Onun parlak gözleri karanlıktan seni izliyor, soğuk nefesi ensene çarpıyor, bir pençeyi andıran elleri kaburgalarının üzerine yerleşiyor. Bir türlü tatmin edemediğin o canavar tepene biniyor. Canavar kuyunun dibinden çıktı. Orası bir zindansa oradan nasıl çıkabildi? Eğer ikiniz birden zindandaysanız parmaklıklar nerede? Bilmiyorsun. Bir halt bildiğin yok zaten. Açlıktan karnı guruldayan, kana susayan bu canavar hemen arkanda ve senin yapabileceğin hiçbir şey yok. Ensende nefesini hissettiğin o canavarın keskin dişlerle dolu ağzı boynunun hemen yanındayken ve boynunu parçalamayı her şeyden çok istiyorken hiçbir şey yapamazsın. Korkudan kocaman açılmış gözlerinle ürkerek de olsa yan taraftaki aynaya bakıyorsun. Devasa bir cüsse, karanlıkta parlayan vahşi gözler, pençeyi andıran eller ve kalın bir hırıltı sesi… O korkunç canavarın yansıması aynada ama canavar tek başına. Burada, bu kuyunun dibinde ya da bu zindanın içinde bu canavardan başka hiç kimse yok. Karanlıkta parlayan o bir çift göze bakıyorsun, o da sana bakıyor; gözlerini kırpıyorsun, o da gözlerini kırpıyor. Şimdi sana tekrar soruyorum: Bu canavarı tanıyor musun?