Nasıl bir his biliyor musun
Önceden bakınca kalbimi hızlandıran
Şimdiyse nabız attırmayan yüzüne bakmak
Ufacık bir adımınla sana kilometrelerce koşarken
Şimdi tek bir adımınla arkama bakmadan kaçmak senden
Çünkü yolun sonunu biliyor olmak
Ve o yolun sonunda tek başına, yapayalnız
Ve acı içinde
Ve gözyaşlarıyla ıslanan bir yüzle
Ve kırık parçaları göğsüme batmış bir kalple
Uzun zaman geçirmiş olmak?
Bilmiyorsun
Bilmek de istediğini düşünmüyorum
Tek önemsediğin kendi hislerinken
En büyük arzun kendini tatmin etmekken
Başkasının sevgisiyle çiçeklerini büyütmekken
Aynı anda birden fazla suluktan beslenirken
Ve içten içe hepsine burnunu kıvırırken
Ve yaşam kaynağın kesildiğinde
Aciz bir şekilde o sulukları ararken
Karşı tarafta neler olduğunu bilemezsin
Görmek istemediğin tarafa bakmıyorsun
Duymak istemediğin şeyleri işitmiyorsun
Bir yüreğin kapısı yüzüne kapatıldı
O kapıyı tekrar çalacağını biliyordum
Tekrar ve tekrar
Belli aralıklarla, kararlılıkla ve hiç çekinmeden
Ne yaşanmış olursa olsun geri dönecektin
Geri dönmeyi isteyecektin
Her şeyin yeniden inşa edildiği bu yürekte
Tekrardan bir enkaz yaratmak için gelecektin
Senin çiçeklerin sulanmaya devam ettiği sürece
Başka çiçeklerin solmasının hiçbir önemi yoktu neticede
O kapının yüzüne kapatılmasını beklemiyordun
Tıpkı tekrar tekrar zile basmana rağmen
Asla açılmayacağını beklemediğin gibi
Artık bir misafir bile olamayacağın bir yürekte
Ev sahibi olduğunu zannedecek kadar özgüvenliydin
Pes etmeyecek kadar da inatçısın
Kapının önünde durup bakışlarını göğe çevirdin
Bir diğer yaşam kaynağını aradı gözlerin
Susuz kalmışken güneş sadece bir düşman olabilir
Önceden seni hayatta tutan şey şimdi en büyük düşmanın
Bu sefer dallarını yeşertmek için orada değil
Tek amacı kurutmak
Güneş tüm gücüyle parlıyor
Parlıyor ve parlıyor