Yadigâr

Gerçeklik boğmaya başladığında
Nefes aldığım hayal dünyası ol
Kendimi hiçbir yere ait hissedemediğimde evim
Annemin doğup serpildiği memleketim
Uzaklığıyla gittikçe büyüyen
Soğuğuyla insanın içini yakan
Ama varlığıyla ısıtan
Binlerce kilometre öteden bile
Sarp dağlarım ol tepesinde kanat çırptığım
Yuvamı kurduğum dik uçurum
Özgürce süzüldüğüm gökyüzüm
Yokluğunla derinleşen hüznüm
Sessizliğinle çetinleşen güzüm
Kapısı cennete açılan aile evim ol
Sonsuzluğa uzanan görkemli ormanım
Ayaklarımın altına serilen çiçekler
Ciğerlerimi dolduran temiz hava
Rüzgâr hiç sert esmiyor burada
Topraklarımı besleyen çayım ol
Beni buraya bağlayan köklerime hayat ver
Sadece senin için yeşeriyor dallarım
Dokunuşunla dans ediyor yapraklarım
En büyük sırlarını bir sandığa kapattın
Topraklarımda bir yadigâr olarak gömülü
Onu sadece ben buldum
Köklerimin arasında yıllardır yatıyor
Üstünde bir soyun ismi kazılı
Ona dokunacak kadar meraklı
Kapağını açmayacak kadar saygılı
Hepsini bilecek kadar yakın
Hiçbirini söylemeyecek kadar uzağım
Göğsünde taşıdığından bende de var
Sen yara izi de
Ben savaş madalyonu
Sen buraya ait olduğunu başından beri bil
Ben yıllarca reddettikten sonra fark edeyim

Yorum bırakın