Asırlardır sapasağlam duruyor geçmiş krallığı
Yaşanmışlıkların korkusu, tecrübelerin acısı
Dün kara bir buluttu, hep buradaydı
Yürümek istediğin her seferde çelme takardı
Kafanın içindeki o ses hiçbir zaman susmadı
Her defasında zehir akıtıyor pis ağzı
Fayda etmiyor tıkasan da kulaklarını
Zamanla çığlıklara dönüşüyor uğursuz fısıltıları
Pek çok gece parçalamak istedin kafanı
Çoğu gece başın yastıkla hiç buluşmadı
Uykuyu saatlerce bekledin gözlerin kapalı
Sabah gözlerini açtığında da göremedin ışığı
Hiç silemesen de oradaki acınası yansımayı
Bir yumrukla tuzla buz ettin aynayı
İçinde nerede görsen tanıdığın bir yabancı
Hiç unutamadın onun gözlerindeki son bakışı
Kara bulutlar gibi çöktü üstüne dünün hatırası
Hep aynı hevesle, umutla bekledin yarını
Farklı olmalıydı, farklı olmak zorundaydı
Her gün gördün ki her yarın dünün aynısı
Kalemi her eline aldığında arasan da farklıyı
Yazdığın özne, yüklem ve cümle hep aynı
Omuzlarında geçmişin fotokopilerinin ağırlığı
Yüreğinde değişmez kara yazgının sanrısı
Taşımak istemiyorsun artık geçmişin ağırlığını
Yediği müebbetten kurtarıyorsun omuzlarını
Çıplak ellerinle kır şimdi geçmişin anahtarını
Biliyorsun ki asla açmayacak geleceğin kapısını
Kara bulutlar dağıldığında selamladın ışığı
Tuzla buz oluyor ihtişamlı geçmiş krallığı
Terk ettiğinde üzerinde çürüdüğün tahtını
Gururla takıyorsun ellerinle yaptığın tacını
❤️❤️❤️❤️❤️❤️
BeğenLiked by 1 kişi