Ve Rüzgâr Her Şeyi Götürdü

Evinde oturduğunu hayal edebiliyorum
Salonundaki berjerin üstüne kurulmuşsun
Belki de L koltuğunda oturuyorsun
Ayaklarını sehpaya uzatmışsın
Pikapta sevdiğin plaklardan biri çalıyor
Kafandaki sesler ise zehir akıtıyor
Eminim ki o şişe hala mutfağında duruyor
Sana saklamanı söylediğim turuncu camlı
Kokumun üç gün durduğu kuzu da oradadır
Ben yokken yalnızlık kokuyor olmalı
Sana hediye ettiğim o kitap sehpada mı hâlâ
Hani boşluk hissiyle alakalı olan
Görüşmeyi kesmemizden sonra da hissettin mi
İçinde asla dolmayacak o boşluk hissini
Hiç kimse görmemişti o boşluğu benden başka
Bir boşlukla yaşamak ne demek iyi bilirim
İnsanın tüm gayesi o boşlukları doldurmaktır
Sevgiyle dolacak bir boşluğa ucuz arzuları yığdın
Ve bunun aşk olduğunu iddia ettin ömrün boyunca
Yalnızlığının neden bitmediğine şaşmamalı
Ve o boşluğun asla dolmayacağını bilmek için
Psikoloji profesörü olmaya ihtiyacım yok
Yazdığım notlar kitabın içinde öylece duracak
Okumakta hiç iyi olmadığını düşünürsek
Öyküyü anlayamadığın gibi onları da anlamazsın
Ben de anlatmak için yanında oturuyor olmayacağım
Kendine bir kadeh şarap doldurduğunda
Sana eşlik ettiğim o geceleri hatırlayacak mısın
Boğazında acımtırak bir tat bırakacak mı
Ellerimin ellerinin arasında olduğu o akşamlar
Dokunmaya bu kadar hevesli olduğun kadını
Hiç hissedememiş olmak seni üzüyor mu
İlk randevumuzda kendi parmağına taktığın
Ve bana bir daha geri vermediğin yüzüğüm
Hâlâ cebinde saklıyor musun onu
Yoksa çoktan kurtuldun mu
Bir daha asla parmağıma takılmayacak
Sana hayal ettiğin bir geleceği anımsatacak mı
İhtimallerin girdabında boğulacak mısın
Belki de bir dal sigara yakacaksın usulca
Çakmağın bende ve geri vermeye de niyetim yok
Beraber antika pazarından aldığımız
Kibritlerinden biriyle tutuşturursun tek dostunu
Hani bir İrlanda barında oturduğumuz o pazar günü
Saçlarıma kondurduğun o ilk buseyi hatırlıyor musun
Ne kadar güzel koktuğumu söylemiştin
Dünyada oksijen kalmasa bile benim kokumla yaşardın
Böyle yazmıştın yıldızladığım mesajlarının birinde
Burnunun direği sızlıyor mu acaba bayım
Beni arkadaşlarınla tanıştırmaktan bahsetmiştin
Belki de onlara çoktan anlatmıştın beni
Şimdi sorduklarında ne diyorsun onlara
Belki öylece geçiştiriyorsun önemim yokmuş gibi
Belki artık gerçekten de yok
Ya da öfkeyle bahsedip lanetler okuyorsun
Belki de içten içe beni özlüyorsun
Ya söylüyorsun ya da gururuna yediremiyorsun
Ah ihtimaller denizinde boğulmayacağım
Ama umarım salonunda otururken hatırlıyorsundur
Her ne yaşadıysak hepsi gerçekti
O evde seninle beraber olmayı gerçekten de sevmiştim
Belki seni de gerçekten sevebilirdim
Bize biraz daha zaman verecek kadar sabırlı olsaydın
Ya da beklemeye değer görseydin beni
Düşünceler çok ağır gelirse bir akşam
Ya da hatıralar evin hayaletine dönüşürse
Arabana atlayıp bir yerlere gideceğini de biliyorum
Muhtemelen eve tek başına dönmezdin
Yolcu koltuğunda durmadan konuşan o kadınlar
Senin hiç söylemediklerini de duyabilirler mi
İçini dışını görebilirler mi benim gördüğüm gibi
Ve yatak odasında arzuyu hararetle tüketmek yerine
Salonda göğsünde yatarken sana seni anlatabilirler mi
Hiç konuşulmayan yarım saatlik bir sessizlikte
Küt küt çarpan kalbinin sesini dinleyecek kadar sabırlılar mı
Şimdi kendi evinde otururken yapayalnız
Eşlik edenin olmadığı bir kadeh şarap elinde
Kokumun uçtuğu kuzu kucağında
Muhtemelen devam etmeyeceğin o kitap sehpada tozlanıyor
Beraber aldığımız o Latin plağı pikapta dönüyor
Kimseyi ısıtmayan battaniye koltuğun köşesinde
Benden sonra içmeye başladığın Parliament küllükte tütüyor
Bütün hatıralar buğulu bir geçmişe ait
Ama eminim ki gecenin bu saatlerinde
Hiç olmadığı kadar aydınlıklar
Tüm varlığımın üzerine yemin ederim ki beni düşünüyorsun
Bunu kendine bile itiraf edemeyeceksin
Ama ben söylemediklerini bile duyan tek kişiydim
Bu yüzden bunun da gerçek olduğunu biliyorum
Ne kadar hoş bir kadındı, diye içinden geçiriyorsun
Bir rüzgâr gibi esip geçti, diye iç geçiriyorsun

Ocak, 2026

Yorum bırakın