Acı Patikası

Yürüyüp durduğun aynı eski patika
Seni farklı bir yere götürmeyecek
Sonunu bildiğin bir filmi izliyor
Bitirdiğin bir kitabı okuyorsun
Farklı renk bir kalemi eline alıp
Hep çizdiğin o resmi çiziyorsun
Seni üzmemek için hiç söylemedim
O resim evinin duvarına hiç yakışmıyor
O film sinema tarihinin en kötü işiydi
O kitap bir edebiyat faciasıydı
O patika da hiçbir zaman tekin değildi zaten
Çalıların arasında gözler parlardı
Bir çocuğun uykusunu kaçıran türden
Uykunda kötü şeyler görmekten korkuyorsun
Ama uyanıkken kendine yaşattığın kâbusları
Hayal gücünün zirvesi olarak görüyorsun
Mürekkebin yaptığın o melankoli
Okumayı çok sevdiğin o edebiyat faciasından
Farklı bir eser ortaya çıkarmıyor

Hadi senaryoda küçük bir değişikliğe gidelim
Duvarları acıyla sıvanmış o eve giden
Patikayı bırakalım geride
Etrafta başka bir yol olmadığını biliyorum
Sen o yolu yapmadığın sürece olmayacak da
Yeni bir film çekmeye başlayalım
Başrolünde küçük bir çocuğun değil de
Yetişkin birinin oynadığı türden bir film
Değil sonunu, başını bile bilmeyelim
Belirsizlik kulağa korkunç geliyor
Kapalı kapıların ardındakilerle de aran hiç iyi değil
Özellikle de yüzüne kapatılan kapıların
İnan bana hepsini çok iyi biliyorum
Ama bakış açısının değiştiği noktada
Yalnızca gri gökyüzünü değil
Bulutların ardındaki güneşi de görürsün
Yağmura bir sokak hayvanının gözünden değil
Toprağın altında filizlenmeyi bekleyen
Bir tohumun gözünden bakarsın

Melankoliyle doldurduğun o kalemi kır
Marifet hiçbir zaman kalemde olmadı
Asıl iş kalemi tutan eldeydi hep
O kalemi çok uzun zamandır tutuyorsun
Yeri geldiğinde sihirli bir asa gibi zarafetle
Yeri geldiğinde bir silah gibi acımasızca
Kullanmayı çok iyi biliyorsun
Namluyu kendine çevirmediğin zaman
Seni vuran başka biri olmadığını göreceksin
Siyah mürekkepten kurtulduğun vakit
Sayfaların arasından gökkuşağı çıkacak
Fırtınayı tek başına atlatmış olacaksın
Toprağın altında filizlenmeyi bekleyen tohum
Gün yüzüne çıktığında
Bulutlara değil ardındaki güneşe bakacak
Yağmuru değil gökkuşağını görecek
Her yağmur seni ıslatıp üşütmek için yağmaz
Bazen de senin bile bilmediğin noktaları
Filizlendirip yeşertmek için yağar
Ona bereket denmesinin nedeni de budur

Çizdiğin resim aynı olduğu zaman
Kalemin ne renk olduğunun bir önemi yoktur
En canlı renklerle çizdiğin bu tablo
Bakan herkesin içini karartıyor
Tüm gün boyunca oturup o tabloya bakıyorsun
Bu karanlıkla nasıl yaşıyorsun bilmiyorum
Güneşi, mavi göğü, beyaz bulutları görmeyi isterdin
Ay ve yıldızların bile olmadığı karanlık bir gökyüzü
Tablona bakanların gördüğü tek manzara
Ve o tabloya en çok sen bakıyorsun
Başını kaldırıp göğe baktığında
Oranın hep güneşli ve masmavi olacağının sözünü veremem
Bazen griyi, bulutları, yağmuru göreceksin
İstisnasız her gece karanlığa gömülecek
Bazen ay ve yıldızlar karanlığı yaracak
Bazen tablondaki gibi esamesi okunmayacak
Hayat aydınlığı ve karanlığı ile yaşar
Yürüdüğün bu patikaysa sadece karanlığa açılıyor
Aydınlığı da bulmak için
Ayak izlerinin birbirine karıştığı bu hayatta
Kendi yolunu yaratman gerekecek
Çokça kaybolarak ama en nihayetinde bularak kendini
Evini

2 Yorum

  1. Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı Anonim dedi ki:

    Beni en çok şiirlerinin son kıısmları çokk etkiliyor. Her dize ayrı etki bırakıyor. Başları özellikle.
    ama şu son kısım hep umut bırakıyor

    ”Kendi yolunu yaratman gerekecek
    Çokça kaybolarak ama en nihayetinde bularak kendini
    Evini

    çünkü bulanabileceğini ya da yapılabileceğini hissettiriyor. Ne kadar karanlık ne kadar yağmurlu havalar kalsa da ardımızda kalıp hep çiçeklerin açacağı gökkuşağının açacağı zaman ve yere geçeceğizz❤️

    Liked by 1 kişi

    1. Hayat hem fırtınasıyla hem de gökkuşağı ile var, bazı günler fırtına çıkıyor bazı günler ise gökkuşağı. Sadece fırtınaya odaklanmamayı ve o yağmurun seni bir tohum gibi filizlendireceğini de göstermek istedim; önce kendime, sonra da siz okurlara. Şiirlerin son dizeleri beni hep etkiler, okur da benim şiirlerimde aynı etkiyi alıyorsa ne mutlu bana. Çok teşekkür ederim ❤️

      Beğen

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et