Bambaşka

26’ncı yaşıma

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Bambaşka bir hayatın var olduğunu fark ettiğinde
Yürürken ayaklarını çok acıttı yollar
Çivilerin üstünde yürümek gibiydi bazen
Yürümeye o kadar odaklanmıştın ki kaçırdın gözden
Sürekli daha ileriye gittiğin gerçeğini
Bir an olsun durmadın ya da arkana bakmadın
Sonsuz ihtimaller denizinde yol aldın
Takip ettiğin tek rota hep daha ilerisi
Önünü göremesen de ilerlemeye devam ettin

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Kaçtığın geçmişin seni hiç takip etmediğini öğrendiğinde
Yıldızın etrafında dönen gezegen gibi sen döndün çevresinde
Yıldız çoktan ölmüştü, ışığı da sadece bir illüzyondu
Düne dair canlı olan tek şey kafandaki hatırası
Geçmiş beyin ölümü gerçekleşmiş makineye bağlı bir hasta
Artık fişi çekme zamanının geldiğini biliyorsun
İyisi ve kötüsüyle huzurla uyumayı hak ediyor

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
İlk günden yeni evinin yolundaki çukurları görmüştün
Sendelememek için hep dikkatle yürüdün
Tıpkı hayatının her alanında olduğu gibi
Çukurlar kapatıldığında da hemen fark ettin
Sonradan dolduruldukları anlaşılıyordu elbette
Ama bir daha yere bakarak yürümedin diken üstünde
Doldurulan bir boşluğun yama durmasının önemi yoktu
Evrenin sana gönderdiği mesajı hemen yazdın satırlarına

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Bir evin içinde nihayet yalnız kalabildiğinde
Hiç olmadığı kadar uzak hissettin herkese
Hiç olmadığı kadar yakındın ama kendine
Önemli olan da aslında başından beri buymuş
Sabaha karşı bir gece tavanı izlerken dank etti kafana
Yalnızlık belki de ilk defa korkutmadı seni
Ne büyük özgürlüktü kimseye ihtiyaç duymamak
Bir evin içinde yalnız kalabilme lüksüne sahip olmak

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Arkadaşlarından çoğu konuda ayrışıyordun
Olmadığın biri gibi davranmayı bıraktın
Gidenlerin kayıp olmadığını artık öğrenmiştin
Biraz sinirlensen de öfkenin vadesi hemen doldu
Zamanın ne kadar çabuk geçtiğini daha iyi biliyordun
Her ömür çok kısaydı dünyanın güzelliğini düşününce
Öfkeyle geçirilen ömürler ise en kısasıydı
Kıymetli ömrüne yazık etmemeye yemin etmiştin

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
En büyük korkunun sevilmek olduğunu fark ettiğinde
Çünkü sevilmek terk edilmekle eş anlamlıydı sözlüğünde
Geride bırakılmamak için o yola hiç çıkmadın
Zaten öleceğim diye hiç yaşamamak bu
Hayata ne olursa olsun şans verilmesini savunursun
Kalbine de o şansı tanıyacak kadar cömert olmalısın
Sona erecek olması yaşanacakları kıymetsiz kılmıyor

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Güm güm çarpan kalbinin sesinden ödün koptuğunda
Böylesine iyi hissetmenin mutlaka bir bedeli olacağına inandın
Ekrana bakarken gülüşünü yakaladın bir gece
Işıl ışıl parlayan gözlerle bakıştın aynada
Ömrünün en güzel çağında sahiplendin bu duyguları
Başka ne zaman hissedecektin ki böylesine
Sonunu düşünen kahraman olamaz derler
Dünün travmasını yarının yazgısına taşımayı reddettin

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Hissettiğin karmakarışık duygular bir tsunami olduğunda
Önüne gelen her şeyi alıp götürdü acımasızca
Tüm maskeler düştüğünde gerçeklik ortaya çıktı
Suçlanacak hiç kimsenin olmadığını biliyordun
En çok ihtiyacın olan şey sevgiydi
Bir başkasının vereceği değil, senden gelecek olan sevgi
Yüreğinin topraklarında yeşermeyeni başka bahçeden toplayamazsın

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Bir terapistin odasındaki yumuşak koltuğa gömüldüğünde
Hissettiğin şeyleri korkmadan söylemeyi öğrendiğinde
Ve nihayet ağlayabildiğinde birinin karşısında
Zindanından ilk defa gördün mavi gökyüzünü
Ağlayamamak lanetini yaşamayan kimse bilemezdi
Bastırdığın her duygu seni boğmaya ant içmişti
Uzun zaman sonra aldığın ilk nefesin büyüsüyle tanıştın

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Hayatta her şey anlamlı olmak zorunda değildi
Çok derinlere inince nefes alamazsın
Güneşin sıcaklığı olmadan donarsın
Gün ışığı olmadan önünü göremezsin
Hayat yüzeysel yaşanmayacak kadar önemli
Senin daldığın derinlerde ise yaşama dair emare yok
Hayata anlamını biz veririz
Öykünün satırları onu yeterince anlamlı kılıyor

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Bu turların çok uzun yıllar devam etmesini diledin
Ölmekten çok korktuğunu kabullendin
Ölmek evrenin, yaşamaksa bu dünyanın en büyük gerçeği
Hiç yaşayamadan ölmekten ise daha çok korktun
Kısır döngünün içinde heba olup gitmekten
Bu duyguları kendinle mezara ve sonsuzluğa götürmekten
İstediğin hiçbir izi bırakamamaktan bu dünyaya

Yirmi altıncı turunu atıyordun güneşin etrafında
Sona erecek olması her şeyi daha önemli kılıyordu
Dünyaya bırakmak istediğin izler parmaklarının ucunda
Yazdığın her mısrada kafiyeyle dökülüyor sayfalardan
Kaleme aldığın her satırda giderek büyüyor
Yolu senin dünyanla kesişen her zihinde varsın
Yarın için kurduğun hayaller bugünün gerçeğini gölgeliyor
İstediğin tüm izleri çoktan bırakmaya başladın zaten
Yirmi altıncı senen hayatının altını üstüne getirdiğinde
Altının üstünden daha güzel olduğunu gösterdi

2 Yorum

  1. Karamazov adlı kullanıcının avatarı Karamazov dedi ki:

    son zamanlarda okuduğum en güzel metinlerden, ve o son dizeler…

    Liked by 1 kişi

    1. Çok teşekkür ederim, çok sevindim ^^

      Liked by 1 kişi

biroykununsatirlari için bir cevap yazın Cevabı iptal et