Mevsim Sonbahar

Güzel yaprağım benim
Yaz ne çabuk geçti değil mi
Güneş şefkatle tenini okşardı
Çiçeklerin rengi başını döndürürdü
Bulutları izlerdin bütün gün
Pamuğa benzeyen görüntüleriyle
İçinde bir yere dokunurlardı
Yumuşak kalması için uğraştığın

Güzel yaprağım benim
Rüzgâr tatlı bir nefesten ibaretti
Teninde hoş bir yaramazlıkla gezinen
Nazlı bir sevgili gibi gülerdin
Kıkırdamalar eksik olmazdı sesinden
Sadakat yeminini bozmamıştı henüz
Dalında zarafetle dans ettiğin ağaç
Ait olduğun tek yuva

Güzel yaprağım benim
Hazan çat kapı geldiğinde
Bu davetsiz misafirden nefret ettin
Bilmediğin bir dili konuşuyordu
Gördüğün hiçbir şeye benzemiyordu
Gözleri bulutlu, sesi rüzgârlıydı
Tenini okşayan o tatlı esintiden çok uzak
Göğsüne bir yumruk gibi inen türden

Güzel yaprağım benim
Ağacın sanki bir gecede değişti
Sadakat onun sözlüğünde değildi artık
Parlak yeşil rengini kaybetmeye başladın
Bu kuruyan gövde sana mı aitti sahi
Hızla sararıp soldun günden güne
Ağacın artık seni istemediğini anladın
Ellerini bıraktığı o uğursuz günde

Güzel yaprağım benim
Sanki uçuyormuş gibi hissettirdi en başta
Rüzgârın nefesini hissettin yine
Bu sefer bıçak gibi kesti bedenini
Son bir dansa kaldırdı seni
Gözlerinde yaşlarla eşlik ettin ona
Dudaklarına bir veda öpücüğü kondurup
Acımasızca yere çarptı kuru gövdeni

Güzel yaprağım benim
Güzün bulutlu gözlerinde güneş yok
Kupkuru gövdendeki his kayboluyor
Yağmur damlaları peşi sıra düşerken
Ömrünün hayaletlerine dönüşüyorlar
Güzel yaprağım benim
Çok üzgünüm
Mevsim sonbahar

Yorum bırakın